top of page

DUYGUSAL İHMAL



İhmal, hayat boyu süren yıkıcı sonuçları olan yaygın bir kötü muameleme türüdür. Bebek beyninin nörobiyolojisi erken yaşta duygusal ihmal sonucu değişime uğrayabilir. Beyin görüntüleme teknolojisi, gelişen beyinde ihmal sonucu oluşan yapısal etkiyi doğruladı. Bebek ihmali ve sonra ortaya çıkan saldırganlık arasındaki bağlantı, yaşamın ilk 2 yılındaki ihmali sonra ortaya çıkan saldırganlığın belirteci olarak tanımlayan Kotch tarafından vurgulanmıştır. Duygusal ihmal (Dİ), depresyon ve anksiyete gibi içselleştirme sorunları ve şiddet gibi dışsallaştırma sorunları psikopatoloji için büyük bir risk faktörüdür. Terminoloji kafa karıştırıcı olabilir. Dİ derken, ebeveyn ve çocuk arasındaki etkileşim eksikliğinden kaynaklanan duygusal tepkisizlik, ulaşılmazlık ve ihmalden bahsediyoruz.


Tanı Zorluğu ve Genel Bilgiler

 Sosyal hizmetler ve sağlık hizmetleri uzmanları ihmalin belirtilerini tanımada ve yardımcı olmada çok önemli rol oynarlar fakat ebeveynlerin yeterince iyi bakım vermemesini tanımlayan öznel ve değer temelli eşiklerle karşı karşıya kalındığında, duraksayan büyüme gibi net bir fiziksel işaret yoksa ihmali tanımlama konusunda özgüven eksikliği yaşayabilirler. Yaşamın ilk 2 yılındaki duygusal ihmalin ve istismarın şiddetli uzun süreli sonuçları, bu kadar erken bir yaşta tanı koymanın zorluğuyla birlikte tanımlanmıştır. Duygusal ihmal ve istismar genellikle birlikte medyana gelirler fakat duygusal ihmale uğramış çocuklar, fiziksel istismara uğramış çocuklara kıyasla bilişsel ve akademik eksiklikleri, sosyal çekinikliği, yaşıtlarla sınırlı iletişimi ve içsel sorunları daha şiddetli yaşarlar. Geçmişteki kanıtlar, duygusal istismarın psikolojik semptomlarla fiziksel istismara kıyasla daha güçlü bir şekilde ilişkili olduğunu ve ileriye dönük veriler duygusal istismarın ergenlikte ve yetişkinlikte kişilik bozukluğuyla bağlantılı olduğunu göstermektedir. Yaşamın ilk yılları, insan beynindeki en hızlı değişimlerin meydana geldiği zamana tekabül eder ve bu dönem çocuğun duygusal ihmalin etkilerine en savunmasız olduğu zamandır fakat bebeklikte ihmale maruz kalmış bir çocuk, ihmalin etkilerine ilerleyen çocukluk yıllarında da savunmasız olabilir. Gelişimin kritik erken döneminde duygusal etkileşimin eksikliği olumsuz nörobiyolojik olayların bir parçası olabilecek zayıf duygusal düzenleme ile sonuçlanabilir ve bu da bir çocuğu, çocukluk ilerledikçe devam eden duygusal ihmalin etkilerine karşı savunmasız hale getirir. Genç bir insanın çevresindeki bilgileri hem duygusal hem de bilişsel olarak bütünleştirmek, nörobiyolojik gelişimi etkiler. Bilişsel atıf önyargıları fiziksel istismardan kaynaklanabilir olup çocukların erken çocukluk dönemindeki şiddet deneyimlerini işleme biçimleri, gelecekteki sosyal durumları algılama biçimleri üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Bu tür önyargılar çocukların sosyal durumlardaki davranışlarını etkiler dolayısıyla da gerçekten olan durumu etkilemiş olur. İhmalle ilgili oldukça az sayıda karşılaştırılabilir araştırma vardır fakat ihmal edilmiş çocukların duygusal ifadeleri ayırt etmede zorlandıklarına dair birkaç kanıt bulunmaktadır.


Bazı Bilimsel Terimler ve Deney Hakkında Bilgiler

İhmal edilmiş çocuklarda çeşitli dikkat eksiklikleri ve sosyal eksiklikler bulunur ve ebeveyn ihmali (gerçekten de ebeveyn ihmalinden kaynaklanmıyor olabilir de), çocuğun hem sosyal durumlardaki gelecek deneyimlerini hem de bu durumların gerçekliğini etkileyebilir. Bu, psikopatolojiye doğru kısır bir döngüye sebep olabilir. Bu hipotezi destekleyebilecek birkaç kanıt vardır. Üniversite öğrencilerinin katıldığı bir anket çalışmasında uğradıkları duygusal ihmali hatırlayan öğrencilerde zarara karşı savunmasızlık, utanç ve kendini feda etmeye yönelik uyumsuz şemaları yaşadıklarını bildirmeye daha yatkındılar. Şimdiye kadar odak, yetişkinlerin çocukluklarında gördükleri ebeveynlik ve depresyon, borderline kişilik bozukluğu, yeme bozuklukları ve davranış bozukluğu dahil olmak üzere eşzamanlı psikopatoloji üzerine yapılmış çeşitli eski çalışmalar üzerindeydi. Bu çalışmaların çoğu, geleneksel olarak ebeveyn bakımı ve kontrolü alanlarında çocuklukta yaşanılan ebeveynlik deneyimlerini araştıran geçerliliği kanıtlanmış bir anket olan Ana-Babaya Bağlanma Ölçeği’ni (ABBÖ) kullanmıştır. Bazen ABBÖ’den algılanan ebeveynliği bakım ve kontrol kullanarak dört çeyrekten birine atlayarak ebeveynlik stilleri oluşturulur. Bu dört yetiştirme stilleri; ideal bağ kurma (yüksek bakım- düşük kontrol), ihmalkar ebeveyn (düşük bakım-düşük kontrol), şefkatli kısıtlama (yüksek bakım- yüksek kontrol) ve şefkatsiz kontrol (düşük bakım- yüksek kontrol) şeklinde isimlendirilmiştir. Şefkatsiz kontrol gibi bazı yetiştirme stilleri psikiyatrik durumların gelişmesine yol açabilir. Her ne kadar bazı gruplar ABBÖ kullanarak orta ve geç ergenlik dönemindeki psikopatolojiyi ve çocukluk dönemindeki ebeveyn bakımı ve kontrolü algılarını araştırmış olsalar da ileriye dönük araştırma eksikliği vardır ve bildiğimiz kadarıyla hiçbir çalışma orta çocukluk dönemindeki ebeveyn bakımı ve ihmali algılarını daha sonra psikopatolojinin bir belirleyicisi olarak incelememiştir. Geçmiş araştırmaların aksine deneysel bir yaklaşımda bulunduk ve ABBÖ’nün yapısını veri kümesi içinde araştırmak için Örtük Sınıf Analizi (ÖSA) kullandık. Bu ise önceden tanımlanmış herhangi bir pozisyonu empoze etmektense yanıtlayanların bakış açılarına odaklandığımız anlamına geliyor. İlk kez 11 yaşında ve 15 yaşında tekrar ankete katılan 1.694 gençle yapılan boylamsal bir çalışmada çocukluk döneminde ebeveyn ihmali algısı ile gelecekteki psikopatoloji arasında ilişki olup olmadığını belirlemek için yola çıktık.



Deneyin Sonuçları

11, 13 ve 15 yaşlarında yapılan ABBÖ’nün örtük sınıf analizi dört sınıflı bir çözüm öneriyordu fakat yer kısıtlamalarından dolayı yalnızca 11 yaşı yapabildik. Tamamlanmış ABBÖ verilerine sahip olan 2.583 çocuğun örnekleminden sadece 11 yaşındaki küçük bir grup ebeveynlerini ihmalkar ve kontrolcü olarak tanımladı. Dört grubun ‘’neredeyse her zaman’’ kategorisine odaklanırsak ihmal edilmiş çocuklar kendilerini en az yardım edilen, sevdikleri şeyleri yapmalarına izin verilme olasılıkları en düşük, en az sevilen, en az anlaşılan, karar vermelerine izin verilme olasılıkları en az, en çok kontrol edilen, bebek gibi davranılmaları en sık olan ve ebeveynleri tarafından en az iyi hissettirilen kişiler olarak algıladıkları görülmüştür. Yaklaşık olarak %20si ‘’ideal ebeveyn’’ grubu olarak sınıflandırılmıştır. Bu çocuklar kendilerini en çok yardım edilen, sevdikleri şeyleri yapmalarına izin verilme olasılıkları en çok, en çok sevilen, en çok anlaşılan, karar vermelerine izin verilme olasılıkları en yüksek olan, ikinci en çok kontrol edilen, bebek gibi davranılma olasılıkları en düşük olan ve ebeveynleri tarafından iyi hissettirme olasılıkları en yüksek olan kişiler olarak algıladıkları görülmüştür. Büyük bir (yaklaşık %54) ‘’tipik ebeveyn’’ grubu vardı. Bu çocuklar kendilerini ikinci en çok yardım edilen, ikinci en çok sevdikleri şeyleri yapmalarına izin verilme olasılıkları olan, en çok sevilen, ikinci en çok anlaşılan, ikinci en çok karar vermelerine izin verilme olasılıkları olan, ikinci en çok kontrol edilen, üçüncü en çok bebek gibi davranılma olasılıkları olan ve ikinci en çok ebeveynleri tarafından iyi hissettirilme olasılıkları olan kişiler olarak algıladıkları görülmüştür. Son olarak ise %23’lük bir ‘’kısmen daha sert ve katı ebeveyn (orta seviyede) grubu vardır. Bu çocuklar kendilerini üçüncü en çok yardım edilen, üçüncü en çok sevdikleri şeyleri yapmalarına izin verilme olasılıkları olan, üçüncü en çok sevilen, üçüncü en çok anlaşılan, üçüncü en çok kendi kararlarını vermelerine izin verilme olasılıkları olan, dördüncü en çok kontrol edilen, ikinci en çok bebek gibi davranılma olasılığı olan ve en çok ebeveynleri tarafından iyi hissettirilme olasılıkları olan kişiler olarak algıladıkları görülmüştür. Bu araştırma ile birlikte çocukların düşük kontrol gözlemledikleri tamamıyla ‘’ihmalkar ebeveynlik’’ grubu veya bir ‘’şefkatli kısıtlama’’ grubunun bulunduğuna dair bir kanıt bulunamadı. Bunun aksine çoğu vakanın ‘’tipik ebeveyn’’ veya ‘’orta dereceli ebeveyn’’ gruplarına ait olduğu bulundu. Grupları doğrulamak adına örtük sınıf grupları ve ebeveyn-çocuk etkileşimi ölçümlerimiz arasındaki ilişkileri araştırdık.



 Genel Sonuçlar

Genellikle 11 yaşındaki örtük sınıf grupları; cinsiyet, sosyal sınıf, alan yoksunluğu veya aile yapısı gibi demografik etkenlerle bağlantısız olduğu gibi herhangi bir psikiyatrik, psikolojik veya sosyal servisler ile bir iletişimleri de bulunmamaktadır. Kontrol ve ihmal gruplarında olan 11 yaşındaki çocuklar, iki ebeveynleriyle de ‘’çok iyi anlaşamadıklarını’’, çoğu gün tartıştıklarını ve ailecek daha az aktivite yaptıklarını bildirdiler. İhmal ve kontrol gruplarındaki çocukların ebeveynleri de daha sık aile tartışmaları yaşandığını belirttiler. Psikiyatrik ve sosyal hizmetlerle temasın aksine her grup önemli ölçüde farklı düzeyde depresyon yaşamıştır. Çocukların ihmal ve kontrol algıları ‘’ideal ebeveyn’’ grubu ile kıyaslandığında, ‘’ihmalkar ve kontrolcü’’ grubunda 15 yaşında herhangi bir psikiyatrik hastalığın görülme olasılığı iki katından fazla oluyor. ‘’tipik ebeveyn’’ grubunda da hastalıklar adına ortalama bir artış vardı fakat ‘’ihmal ve kontrol’’ gruplarına kıyasla bu azdı. Cinsiyetler arası önemli bir etkileşim yoktu fakat kızlar arasında ihmal ve kontrol edilmiş grup, ideal gruba kıyasla depresif bozukluklar yaşamaları 6 kat daha olasıdır. Standardize psikiyatrik semptomlar açısından madde bozukluğu semptomları hariç tüm psikopatoloji alanları için optimum ebeveynlik grubuna kıyasla tipik ve ideal ebeveynlik gruplarında semptomlarda mütevazı artışlar görülmüştür. Fakat ihmal ve kontrol edilmiş gruplar, 15 yaşında tüm alanlarda (madde bozukluğu hariç) önemli ölçüde yüksek semptom sonuçları göstermişlerdir. Semptomlar arasında cinsiyet farkları görülmüştür. Erkekler arasında ideal ebeveynler hariç tüm gruplarda artış gösteren anksiyete semptomları tespit edilmiştir. Kızlar arasında ise sadece ihmal ve kontrol edilmiş gruplarda büyük ölçüde artış gösteren anksiyete semptomlarına rastlanmıştır. Kızlar arasında ideal ebeveynler dışındaki tüm grupların davranış bozukluğu semptomlarında artış ile ilişkilendirilebildiği gözüküyor. Erkekler arasında ise ideal ebeveynler hariç tüm gruplarda davranış bozukluğu semptomlarında bir artış olduğu bulunmasına rağmen bu seviye, ihmal ve kontrol edilmiş gruplarda çok daha fazladır.


Kaynakça;

 

34 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page