top of page

GÜNÜMÜZ TOPLUMUNU ANLAMAK İÇİN NOKTA ATIŞI BİR KİTAP; PALYATİF TOPLUM



Herkese Merhabalar! Yazından son zamanlarda toplumumuzda bir çok kişinin elinde gördüm ve bence gerçekten toplumu anlamak için yazılmış kısa ama en güzel kitaplardan bir tanesi olan "Palyatif Toplum" kitabını konuşacağız. Kitap için çok fazla şey yazılabilir bence saatlerce konuşsanız, sayfalarca yazsanız yine de çok yeterli olmaz. Çünkü ben her satırın altını çizmek istedim ve her cümleyi okuduğumda nasıl bu kadar nokta atışı yapabilir dedim içimden.


Aklınıza bu kitapla ilgili gelebilecek ilk soru “palyatif” kelimesinin ne anlama geldiği olurdu sanırım. “Tıpta temeldeki hastalığın tedavisinin mümkün olmadığı durumlarda hastanın şikayetlerini, esas olarak da acılarını geçici olarak gidermeye yönelik tedaviyi tanımlamak” için kullanılan “palyatif” kavramını bir metafor olarak kullanıyor. İçinden geçtiğimiz pandemi sürecini de gözlemleyerek “yaşadığımız acı”ların felsefi, psikolojik ve sosyolojik açıdan resmini çekerek günümüz toplumlarının üstünü örttüğü çıkmazları ve sorunlarını farklı boyutlarıyla analiz ediyor. O, yaşanan acıların her birinin bir şifre taşıdığını ve bu şifrelerin de toplumu anlamanın anahtarını elinde tuttuğunu ifade ediyor. Kısacası o, acıyla ilişkimize bakarak nasıl bir toplumda yaşadığımızın ortaya konabileceğini belirtiyor.


Han, günümüz palyatif toplumlarında geliştirilen ağrı kesici ve depresyon ilaçlarıyla; psikolojideki “sürekli mutlu olma!” yönünde geliştirilen paradigma değişimiyle; instegram, facebook ve twitter gibi sosyal medya araçlarıyla acının kendini ifade edebilme imkanlarının ortadan kaldırıldığını dile getiriyor. Palyatif toplumun performans toplumuyla örtüştüğünü söyleyen Han, bu toplumda acının bir zayıflık belirtisi olarak yorumlandığını, o nedenle de gizlenmesi ya da optimizasyonla giderilmesi gereken bir şey olduğunu gündeme getiriyor ve “Yapabilmenin hüküm sürdüğü aktif toplumda acı çekmenin pasifliğine yer yoktur” (s.15) diye ekliyor.


Aslında tüm bunlar yapıldığında sorunlarımızdan kurtularak sürekli mutlu olduğumuz yanılsaması yaşıyor, acının “geliştiren, dönüştüren, olgunlaştıran ve arındıran” özelliklerinden mahrum bırakılıyoruz. Halbuki Han’ın da işaret ettiği gibi “Acıdır mutluluğu taşıyan. Acıdır bizi biz yapan, büyüten, olgunlaştıran, üretken kılan, yaşama bağlayan, gözümüzü hakikate açan, bilgiye ulaşmamızı sağlayan ve aynının cehenneminden bizi kurtaran.” “Acı ve mutluluk, Nietzche’nin deyişiyle ‘ikiz kardeşlerdir, birlikte büyüyen (…) ya da birlikte güdük kalan.’ Acı engellendiğinde mutluluk yavanlaşıp sıkıcı bir rahatlığa dönüşür. Acıya duyarlı olmayan insan derin mutluluğa kapısını kapatmış” (s.24) demektir.


“Palyatif toplumu aynı zamanda bir ‘beğendim’ toplumudur da. Bir beğeni çılgınlığına kapılmıştır. Her şey beğeni kazanana kadar düzleştirilir. ‘Like’ günümüzün imi, hatta ağrı kesicisidir. Sadece sosyal medyaya değil, kültürün bütün alanlarına hakimdir. Sadece sanat değil, bizzat hayat instagramlanabilir olmak durumundadır; yani acı verilebilecek keskin kenarlar, uçlar, çatışmalar, çelişkiler giderilmiş olmalıdır (s.15). Bu alıntıyı okurken acıdan kaçıp mutlu olanların bir dünya kurduğu sosyal medya hesaplarını düşünmeden edemedim. Kitap zaten o kadar fazla anlamlı cümlelerle yazılmış ki her sayfayı bir daha okuduğunuzda farklı anlamlar çıkartabiliyorsunuz. Günümüz toplumuna dair kısa, derin anlamlar içeren, düşündüren ve oldukça nokta atışı tespitleri olan bir kitap… Muhakkak okumalısınız!


.

14 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör
bottom of page