top of page

GLOSSOFOBİ

"Konuşma kaygısı" olarak da bilinen glossofobi, genellikle topluluk önünde konuşma korkusu veya iletişimde gerginlik olarak karakterize edilen bir sosyal kaygı bozukluğudur. Kaygının kendisi, bilinmeden bireyleri tehdit eden tedirginlik duygusu veya korku halidir. Kaygı düzeyi her insanda farklıdır. Glossofobisi olan kişinin çoğunlukla kendine odaklı dikkat sorunu vardır. Artan kalp ve solunum hızları, aşırı hızlı reaksiyonlar, kasların titremesi ve diğerleri arasında omuz ve boyun bölgesi sertliği gibi farklı fizyolojik değişikliklerle ilişkili bir panik hissidir. Glossofobi Yunanca kökenli bir kelime olup, glosso dil, fobi ise tehdit veya korku anlamına gelmektedir (Ali ve Nagar, 2013). Topluluk önünde konuşma korkusu, beceriksizlik veya aşağılanma korkusu nedeniyle başkalarının önünde konuşmaktan şiddetli bir şekilde kaçmaya neden olan bir tür toplumsal korku olarak kabul edilir (Hancock, Stone, Brundage ve Zeigler, 2010). Toplumsal önemi yüksek bir sosyal fobi türüdür, topluluk önünde konuşma korkusu yaşayan kişiler kariyer hedeflerini gerçekleştirmede ve yükselmede büyük zorluklar yaşarlar, bu durum kişiliklerinde hüsrana, depresyona ve sıkıntıya neden olabilir (Mel Slater ve Barker, 2002). Performans kaygısı, iletişim kaygısı, sahne korkusu veya olumsuz çıkarım korkusu ile birlikte dil korkusu, sosyal kaygı altında kategorize edilir (Anke, Marcia, Anne ve Westenberg, 2002). Bir kişide topluluk önünde konuşma korkusu ortaya çıktığında, genellikle rutin faaliyetlere katılmaktan çekinir; ve bu bireyin yaşam kalitesini aşındırabilmektedir (Hancock, Stone, Brundage ve Zeigler, 2010). Benzer şekilde, kaygının "otonom sinir sisteminin uyarılmasıyla ilişkili baskı, sinirlilik, gerginlik ve endişe duygusu" olduğu ve topluluk önünde konuşma korkusu ile yakından ilişkili olduğu belirtildiği gibi, bu tür koşulların çoğu durumda kaygıya neden olduğu da belirtilmektedir.


Cinsiyetler arasında da gözle görülür farklılıklar olduğu, kadın ve erkek konuşmacıların topluluk önünde konuşurken farklı düzeylerde korkularla karşılaştıkları gözlemlendi. Bir araştırmaya göre, kadınların (%27) topluluk önünde konuşmada erkeklerden (%14) daha endişeli olduğu bulunmuştur (Hancock, Stone, Brundage ve Zeigler, 2010). Ayrıca seyircinin de aynı şekilde önemli ölçüde katkıda bulunduğu tespit edilmiştir. Birçok bedensel ve topluluk önünde konuşma korkusunda duygusal belirtiler tanımlanmış ve doğrudan dinleyicilerle ilgili olduğu bulunmuştur. Bazen bu tür bir korku ruhsal sorunların belirtilerine de neden olabilir (Barlow, 2002). Benzer şekilde, zayıf sözlü iletişim ile daha düşük eğitim sonuçları ve bir çalışan olarak daha düşük çalışma becerisi seviyeleri arasında da anlamlı bir ilişki kurulmuştur (Goberman, Hughes ve Haydock, 2015).


Anksiyete, tehdit edici bir şey beklentisinden kaynaklanan bir tedirginlik ve kaygı ya da korku durumu olarak tanımlanmaktadır (Scovel, 1991). Ayrıca, beklenti kaygısı sıklıkla, kişinin gerçek deneyimden önce durumu hayal etmesiyle ortaya çıkar (örneğin, gelecekte birkaç hafta sonra bir sınıfta yapılacak bir sunum hakkında her gün endişelenmek). Bu tür kaygılı tepkilere sahip kişiler genellikle korkularının aşırı ve/veya mantıksız olduğunu kabul etseler de, herhangi bir yardım olmaksızın bu durumlarda tepkilerini değiştiremezler. Aktörler, iş insanları ve politikacılar da dahil olmak üzere geçimini sağlamak için konuşan birçok kişi topluluk önünde konuşma kaygısı yaşar. Aslında, bu deneyimli konuşmacılar bir performanstan önce biraz gergin hissederler. Bununla birlikte, bazı insanlar için kaygı o kadar yoğun hale gelir ki, performans gösterme yeteneğini tamamen engeller. Öğrenciler söz konusu olduğunda, bu, bir grup önünde sözlü sunumların yapıldığı belirli derslere katılmaktan kaçınmaya yol açabilir. Sınıfta topluluk önünde konuşma konusunda çok endişeli olan öğrenciler, katılmak istedikleri sosyal etkinliklerden de kaçınabilir veya tanımak istedikleri sınıf arkadaşlarıyla konuşmayabilirler. Dil kaygısının dil öğrenmeyi etkilediği birçok araştırmacı tarafından iddia edilmişken, kolaylaştırıcı kaygı öğrencilerin performansı üzerinde olumlu etkiler yaratırken, çok fazla kaygı zayıf bir performansa neden olabilir (Scovel, 1991). Price'ın (1991) kaygı üzerine çalışması, bir yabancı dil dersinde öğrencileri en çok neyin kaygılandırdığına dair sorular sormaktı. Tüm denekler, diğer öğrencilerin yanında yabancı bir dil konuşmanın en fazla kaygıya yol açacağını söylediler. Beatty, Balfantz & Kuwabara'ya (1989) göre topluluk önünde konuşma kaygısı, topluluk önünde konuşma becerileri, yabancı dilde akıcılık, duygusal yatkınlıklar ve topluluk önünde konuşma durumunun kendisinin özellikleri gibi çok sayıda kaynaktan kaynaklanabilir.


Kaynakça

-Tse, A.Y. (2012). Glossophobia of University Students in Malaysia. International journal of Asian social science, 2, 2061-2073.

-​Perveen, Kausar & Hasan, Yamna & Aleemi, Abdur Rahman. (2018). Glossophobia: The Fear Of Public Speaking In Female And Male Students Of University Of Karachi. Pakistan Journal of Gender Studies. 16. 10.46568/pjgs.v16i1.115.


22 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

UYKUSUZLUK

bottom of page